Atlas Olmak Ya Da Olmamak..

Hayat bazen ağır gelir, omuzlarımız çöküverir. Ağır gelen ne olabilir? O sırada yaşadığımız olaylar mı? Ağır gelen o sırada yaşadığımız olayların yükü de dahil olmak üzere taa eskiden beri taşıdıklarımız. Çocukluktan beri taşıdıklarımız. Yani yük zaman geçtikçe artar. Bazen güzel bir farkındalık yaşar, bazı yükleri bırakırız, ama bazılarını sıkı sıkı tutarız, artık onlar bizim bir parçamız haline gelir. Atlas gibi eziliriz bir yandan bu yüklerin altında. Sızlanır, şikayet ederiz.
Atlas, Yunan mitolojisinde Lapetos ile Klymene‘nin 13 çocuğundan en güçlü olanıdır. Olympos’a saldırdığı için Zeus tarafından dünyanın yükünü omuzlarında taşımakla cezalandırılmıştır. Atlas için bu bir cezaydı , bazılarımızın sırtındaki yüklere bakarsak Atlas’tan pek farkı yok aslında. İşin garip yanı, gönüllü olarak sırtlanıyoruz bu yükleri.
Ancak mitolojide olur bunlar. Tanrı, kimseye taşıyamayacağı yükü vermez. Ama Tanrı, kimseye bir yükü ömür boyu taşıması için de vermez. Zeus gibi zalim değildir. Sırtındaki yükü hafifletmek ve bırakmak taşıyanın dersi’dir. Tanrı yükü verir, izler, bakalım bu yükle ne yapacak diye. Bırakabileceği ihtimalini farkedemezse ona fırsatlar sunulur onları da görmezse ,o da onun seçimidir. Evrende her seçime saygı gösterilir. Ama bırakmakla ilgili bir farkındalık geliştiğinde dört koldan yardımlar yağar. Tanrı bize yardım eder. Yardım dilediğimizde o ordadır, tüm sevgisiyle yardıma koşar. Bize, doğru yolları işaret eder. Onları ancak kalbimizle anlayabiliriz. Mantık bazen doğru bulmaz o yolları. Ama kalp her zaman doğruyu hisseder. Kalp tanrının sesini duyar da… biz kendi kalbimizim sesini duyabiliyor muyuz? Nazik bir fısıltıdır kalbimizin sesi. Şehir hayatının kaosu, gürültüsü kalplerimizin sesini bastırıyor. O halde ihtiyacımız olan şey sessizlik… Biraz sessiz kalmak , kendimizi dinlemek bizim için en iyi rehberdir.
Çok konuşuyoruz, sürekli birilerine kendimizi anlatıp, herşeyi merak edip soruyoruz. Gereksiz kelimeler çevremizde uçuşuyor … en gerekli olanlar bir fısıltı olarak kalbimizde dururken ve sabırla sırasını beklerken. Karikatürlerde vardır ya konuşma balonları…Konuşma balonlarımız çok büyük , düşünme balonlarımıza göre… Yapılacak en iyi şeyi çoğunlukla kaçırıyoruz. Kendimizle konuşmaya , kendimize danışmaya vakit kalmıyor. Başka kim bilebilir soruların cevabını? Herkesin kendine özel cevapları var. Bunu bizden iyi kimse bilemez. Benim cevabım başkasına uymaz. Kim doğduğumuzda bizimle beraberdi, anne babamızın tartışmalarında, kardeşimizi kıskandığımızda, birine aşık olduğumuzda, birinden nefret ettiğimizde, kendimizi aşağılanmış hissettiğimizde… kim yanımızdaydı? Kime bütün herşeyi ama herşeyi anlatabilir ve sonra hadi bu yükü nasıl bırakabileceğimi söyle diyebiliriz? Kimse bilemez. En bilge kişinin söyleyecekleri sığ kalabilir, kendimizin kendi hakkındaki derin bilgisi karşısında. Bilgeler yol göstereceklerdir. Çözüm içinde diyeceklerdir.
Atlas’ın böyle bir şansı yoktu belki, ama bizim var; yükleri bir kenara koyup biraz sesiz kalalım, korkmayın onlara orada bir şey olmaz, kimse çalmaz yüklerinizi, biraz sessiz kalıp kalbimize bakalım, ne var ne yok… Sonra isterseniz yükleri tekrar omuzlayıp devam edin… Atlas olmak hoşunuza gidiyorsa o da bir seçim.
Bu yazıyı internette dolaşan aşağıdaki yazı üzerine yazdım. Gönderen dostuma teşekkürlerimle…
İki keşiş yolda giderlerken, su birikintisinden karşıya geçmek için bekleyen genç bir kadın görürler. Keşişlerden biri, genç kadını kucakladığı gibi suyun öteki tarafına bırakır. Diğeri arkadaşının bu davranışına hayretle bakar. Hoş karşılamaz, hatta içten içe ona kızar, yaklaşık bir kilometre yürüyünce daha fazla dayanamaz ve arkadaşına hışımla döner:
- Sen! Böyle bir şeyi nasıl yaparsın? Biz keşişiz! Bırak bir kadını kucaklayıp karşıya geçirmeyi, onlara bakmamız bile yasaktır!
Öteki keşiş oldukça sakin karşılık verir:
- Ben o genç kadını bir kilometre geride bıraktım. Sen? Sen ise hala onu taşıyorsun.
Kalbimizin rehberliğinde yükleri bırakma niyetiyle ve sevgiyle…
Mine Erkan
Bu yazı
Ana Sayfa kategorisine gönderilmiş.
Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.
Süper Minecim harika yazıyorsun sitemde yer aldığın için sana çok teşekkür ederim. Başarılarının devamını dilerim….
Mine…
Olmuş….. Tarzın gibi yumuşak, dolu,bildiğimiz ama taşıdığımız konular….. Eline sağlık…..
(yükleri bir kenara koyup biraz sesiz kalalım) işte bu yazının benim için ana fikri. Ellerine yüreğine sağlık. Şimdi tüm okuduklarımızı hayata geçirme zamanı. bir iki üç tıp.
Mine , o kadar guzel yazmissin ki.. Yuregine saglik …
Mine Hanım, yüreğinize sağlık…saygı ve selamlar